Muğla’nın Yatağan ilçesinde her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği içinde hala yaşamın sürdüğü dünyanın en büyük mermer antik kenti Stratonikeia antik kentindeki kazı çalışmaları bilim insanlarının da ilgisini çekiyor.


Helenistik dönemden günümüze kadar tüm dönemleri içinde barındıran, kent girişindeki Selçuklu hamamı, hemen yanında Osmanlı döneminden kalma ve restore edilerek ibadete açılan Şaban Ağa Camisi, köy meydanından iç kesimlere doğru Cumhuriyet dönemine ait taş duvarlı ve çatıları oluklu kiremit kaplı evler, iç kesimlerde ise Helenistik dönemden günümüze kadar gelen mermer sütunlar, tarihi hamamlar, antik tiyatro ve kilise gibi çok sayıda eser bilim insanlarının tez ve makalesine konu oluyor.

MUSKİ, Yatağan'daki İçme Suyu Hattını Yeniledi MUSKİ, Yatağan'daki İçme Suyu Hattını Yeniledi


Antik kentte görevli arkeologların dışında diğer üniversiteler, Lise ve orta öğretim okullarından alanda çalışma yapmak için her geçen gün talep artarken, Stratonikeia ve Lagina Antik Kenti Kazı Başkanı Pamukkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilal Söğüt bu taleplerin kendilerini mutlu ettiğini belirtti.

Kazı Başkanı Söğüt, “Biz, Stratonikeia antik kenti ve Lagina kutsal alanında antik dönemden günümüze yapılarda arkeolojik kazılar, restorasyonlar, konservasyonlar ve çizim çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Biz burada kalabalık bir aile olarak çalışmaları yürütüyoruz. Her kesimden uzman ve araştırmacı arkadaşlarımız le burada çalımalar burada birebir takip ediliyor. Herkes kendi uzmanlık alanı ile ilgili çalışma yürütüyor. Buradaki kazılar ve kazıların sonucunda elde edilen verilerin yayınlara dönüştürülmesinin haricinde araştırma projeleri de gerçekleştiriyoruz. Bu akademik projeleri bakanlığımız haricinde özellikle Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından desteklenen projeler de var. Antik yapıların araştırılmasının ötesinde toplumsal anlamda, sosyolojik açıdan ve iklim ile ilgili çalışmalar da burada yürütüyoruz. Bizim burada yaptığımız çalışmaların toplumun her kesimince bilinmiş olması ve bunların alanında uzman kişiler tarafından araştırılmış olmasının son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Bu çalışmaları takip ediyoruz. Bu araştırmaların yapılması taraftarıyız ve destek veriyoruz” dedi.

Prof. Dr. Bilal Söğüt, antik kentte yapılacak yeni araştırmalar ve çalışmalara her zaman sıcak baktıklarını belirterek, “Burada yapılan ç alışmalardaki farklılık ve malzemelerin zenginliğine bağlı olarak araştırmalarımız çok çeşitli. Sadece arkeolojik çalışmalar değil, toplumsal yapıdan tutun da eğitim ile ilgili hatta antik dönemdeki yapılar ve bunların dayanımları ile ilgili çalışmalar da yürütülüyor. Bunlarla ilgili yeni ilgi alanları ve talepler de oluyor. Her zaman biz bunlara sıcak bakıyoruz ve destekliyoruz ve bunların olması gerektiğine inanıyoruz. Örneğin eğitim ile ilgili bir konuyu eğitimden hocalarımız le birlikte buradaki çalışmaların daha çok önemli olduğuna inanıyorum. Deprem ile ilgili bir konunun veya dayanım ile ilgili bir konunun jeologlarla, mühendislerle, kimyagerler ile birlikte interdisipliner olarak bu çalışmaları yürütüyoruz. Yani bir elin parmakları gibi hepimiz bir araya geliyoruz. Ortak bir konu belirliyoruz ve bu konudaki çalışmaları birebir takip ediyoruz. Çok güzel sonuçlar da alıyoruz. Çok memnun edici ve gurur verici. Herkesin bu işin içinde olması ve birebir takip ediyor olması da artı bir değer kazandırıyor ve sonucu daha kıymetli hale getiriyor” dedi.